Hüzünlenirdik apansız bir rakı şişesinin duruşuna.Deniz kokardı odamızın içi birden bire yaşadığımız yerde deniz bile yokken.Aşk nedir bilmezken içimiz acırdı Fiko’nun İpek'e bakışında.Sadece duygular.Adları bile yokken.O hissetiğimiz kıpırdanmalar.Ansızın bizi saran sesler.Duyguların yüzleri.Ve kayboluş.Bir şarkının sevdiğin bir şarkı olması için ne gerekli? Onu yaşamış olman.Cengiz Onural bize bunu daha "yaş" haldeyken öğretti.Yaşanmışlıkların müzikte biriktiğini,müziğin bir sessizce konuşma biçimi olduğunu,bir ortak yaşanmışlık, birikmişlik hali olduğunu.Daha biz onun adını bilmezken, "Bana Bir Masal Anlat Baba" derken öğretti.Süper Baba,İkinci Bahar,Sıcak Saatler,Deli Yürek,Ekmek Teknesi,ve diğerleri.Ansızın bizi saran hep onun müzikleri oldu.Hayatımızın "soundtrackti","İncesaz"ı Cengiz Onural.Belki de daha önceden kimselerin soramadığı  diziye dair 10 yıllık anılarını, günümüz dizileriyle Süper Baba'nın farkını,şaheserin ortaya çıkış hikayesini, yalnızca bizlerle paylaştı.Sahi Cengiz Hocam biz sana Çengelköy'ün nasıl masal olduğunu sormayı unuttuk...

Editör: Bu diziye başlama süreciniz nasıl gerçekleşmişti? Yavuz Turgul Usta ile nasıl bir bağınız var?Bize bunun hikayesini anlatır mısınız?

Cengiz Onural: Yanlış hatırlamıyorsam, 1993 Haziran ayında bir akşam Şevket Altuğ bizi evine davet etti. O akşam dizinin tasarımcısı Yavuz Turgul ve yazarlarından Muharrem Buhara da oradaydı. Derya Köroğlu ile birlikte gittiğimiz, o zamanlar Levent Levazım Sitesi’ndeki Altuğlar’ın evinde bize uzun uzun dizinin içeriğini, taşıdığı atmosferi, İstanbullu’luğunu, babayı, çocuklarını ve mahalleyi anlattılar. Dizinin eylül ayında başlayacağını söylediler ve bize bir çalışma müddeti verdiler. İlk bölümün senaryosu o zaman hazır mıydı hatırlamıyorum ama gece dağıldığımızda kafamızda belirgin bir müzik fikri oluşmuştu bile.Ben şahsen o hazırlığın bir bölümünü tatilde geçirdim. Eşim, kızım Naz’a hamileydi. O nedenle bir baba ve çocuklarının hayatı, benim gibi bir baba adayı için özel bir anlam taşıyordu. Nitekim, "Bana Bir Masal Anlat Baba" şarkısı ve birkaç tema tatilde geçirdiğim o 10 günde çıktı. Tabii tatili de o dönem hep olduğu gibi Yeni Türkü’deki dostlarla birlikte geçirdiğimizi belirtmeyi unutmayayım. Döndüğümüzde çalışmaya koyulduk ve yönetmen Kartal Tibet ağabeyin de değerli fikir ve katkılarıyla müzikleri birinci bölüm için son haline getirdik.

 

Editör: Bu kadar içten müzikleri dizide neyden ilham alarak besteliyordunuz?

Cengiz Onural:Müzikler bir yandan grubun birikiminden, bir yandan kendi kişisel birikimlerimizden, bir yandan da dizinin yarattığı dünyadan besleniyordu. Beste yaparken, kimi zaman Yavuz Turgul’dan, o dönem diziyi çeken yönetmenden veya yazarlardan brief alıyorduk, kimi zaman ise dizinin çağırdığı müzikleri kendiliğimizden ortaya koyuyorduk. Yeni katılan bir tip, gelişen bir olay, bir karşılaşma, bir hesaplaşma kendi müziğini çağırıyor ve hemen o hafta yeni bir temamız Süper Baba müziklerine katılıyordu.

 

Editör:Bize Süper Baba'nın her hafta müziklerinin nasıl düzenlendiğini ve yerleştirildiğini kısaca anlatır mısınız?

Cengiz Onural: Bu işte bir dönem Derya, bir dönem Fuat Oburoğlu, bir dönem de ben sorumluluk aldık. Müzikleri yine hep beraber üretmekle birlikte, bölümün önce senaryo üstündeki çalışmayla başlayan, sonra da VHS kasetin gelmesiyle çoğunluk bir gecede, nadiren 2 günde bir DAT’a (Digital Audio Tape) çekilerek teslim edilmesi işi ciddi mesai, birikim, özen ve dikkat gerektiren bir çalışmaydı. O bölümle ilgili yeni bir durum varsa, bu çalışmayı çoğunlukla yaratıcı ekipten aldığımız brief sonucu önceden hazırlıyorduk. Eğer bu söz konusu olamadıysa, o zaman teslim süremiz 1 günden 2 güne çıkıyor, o ekstra bir günde de ek müzikleri hazırlıyorduk. Gruptaki herkes çalışmaya katıldığı ve kendi stüdyomuz olduğu için bu genelde sorun olmuyordu.

 

Editör:Dizide bestelerken zorlandığınız ama sonunda "budur" diyebileceğiniz parça hangisi oldu?

Cengiz Onural: Gerek bizim, gerek yaratıcı ekibin başındaki Yavuz Turgul’un, gerekse en uzun dönem yönetmenliği yürütmüş olan Osman Sınav’ın müşkülpesentliği yüzünden zaman zaman müziklerin son haline gelmesi zor oldu. TV dizisinin haftalık bazda yayınlanıyor olması ve belli bir zaman zarfında bölüm kasetinin atv’ye teslim ediliyor olması bir yandan gerilimi artırırken, diğer yandan da ekipteki herkes, kendi payına düşen zamanı son haddine kadar kullanmak istiyordu. Senaryoda, kurguda yapılan son dakika değişiklikleri, o bölüm için bir hafta çalışarak yaptığımız yeni temanın son anda kısa veya uzun kalması ve daha pek çok nedenle kaset hep son dakikada kan ter içinde yetişiyordu. O zamanlar şimdiki edit (prodüksiyon sonrası düzeltme işlemleri) yoktu.
Geri dönüp baktığımda,-aslında bu yaptığımız her iş için geçerli-daha beğendiğim işler de var, pek içime sinmeyenler de. Ancak özellikle ön plana çıkaracağım veya defterden silmek istediğim bir çalışma yok. Şunu da itiraf edeyim, dizinin şarkısının bu kadar sevileceğini, benimseneceğini, aradan 10 sene geçtikten sonra bile yaygın olarak hatırlanacağını beklemiyordum.

 

Editör: Biz Süper Baba severler için bir 10 yıl öncesine gidip, dizi ekibiyle yaşadığınız güzel bir anınızı anlatır mısınız?

Cengiz Onural: Diziyi hazırladığımız günlerden birinde stüdyomuzda elektrikler kesildi. Bir müddet bekledik ancak teslim tarihi gelmişti ve o günü boş geçirmeye tahammülümüz yoktu. Karşı sokakta elektriklerin olduğunu fark ettik, yanlış hatırlamıyorsam Orhan Pamuk’un akrabası olan bir diş hekiminin kapısını çaldık, durumu anlattık. Bize elektrik vermeyi kabul etti. Bir elektrikçiden uzun bir kablo aldık ve bahçeden bahçeye atlayarak elektriği stüdyomuza kadar ulaştırdık. Çalışmamıza devam ettik ve bölümü yetiştirdik. İyi ki de böyle yapmışız, çünkü o gün elektrikler geceye kadar gelmedi.

 

Editör: Dizi ekibiyle iletişiminiz nasıldı? Yönetmenin ve yapımcının size müziğe dair telkinleri neler oluyordu? Biraz bu aşamaları da anlatır mısınız?

Cengiz Onural: Yavuz Turgul müziği önemseyen bir yönetmen. Genellikle senaryo üzerinde bölüm bölüm çalışma yapıyor veya yaptırıyordu. Çalıştığımız yönetmenlerden Kartal Tibet, Osman Sınav ve Metin Günay da müziğe önem veren yönetmenler. Onlarla da zaman zaman görüş alışverişinde bulunuyorduk. Ancak dizinin yoğun çekim trafiğinden dolayı yönetmenlerin post prodüksiyona da yetişmeleri mümkün olmuyordu. Kaldı ki bu aşamada Yavuz Turgul gibi bir süpervizör bulunmasının lüksü yaşanıyordu. O bölümün son halini izliyor ve gerekli gördüğü durumlarda, notlarıyla birlikte post’a geri gönderiyordu.

 

Editör: Süper Baba'nın başarısı hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce halk bu dizide tam olarak neyi buldu? Bugün tekrarı yayınlansa ne kadar seyredilir sizce?

Cengiz Onural: Bence dizi bugün için fazla saf kalır. Artık günümüzdeki dizilerde barut ve kan kokusu, şiddet, cinsellik ve entrika ağır basıyor. Tabii ki hepsi öyle değil ama prim toplayanlar onlar. Bence şimdi yayınlansa -tekrardan bahsetmiyorum, şimdi yapılıyor olsaydı- seyredilirdi ama o günkü kadar popüler olmazdı.

 

Editör: Bana Bir Masal Anlat Baba...Diziyi bilen veya bilmeyen birçok insanın halen dilinde. Bu müziği besteleme süreciniz nasıl geçti anlatır mısınız?

Cengiz Onural: Daha önce de buna değindim.Şunu ekleyeyim. Yavuz ağabey, dizinin içeriğiyle ilgili bir şeyler yazmıştı. Ben şarkıyı o yazdıklarından yola çıkarak ürettim. Ancak sözler şarkıya oturmuyordu. Ben de oturup yazdığı fikirleri geliştirdim, içine İstanbul sözünü ve kimi alegoriler ekledim.Sonuçta, şarkının bestelenmesi bittiğinde, sözleri de bitmişti.Bir Bodrum-Gümüşlük anısı.

 

Editör:Sizce bir TV yapımında müzikler başarının yüzde kaçını oluşturuyor?

Cengiz Onural: Bunu bilmiyorum ama size çok sevdiğiniz bir diziyi müzikleri olmadan izlemenizi tavsiye ederim. Bu sorunun cevabı hakkında çok şeyler söyleyecektir.

 

Editör: Makine Mühendisliği bölümü mezunu olduğunuzu biliyoruz.1996 yılına kadar müziğin yanı sıra bu mesleğinizi icra ettikten sonra sizi tamamen müziğe yönlendiren sebepler neydi?

Cengiz Onural: Müzik yarı zamanlı ilgiyi kabul etmiyordu. Gönlüm de öyle. Hayalimdeki müzikleri ortaya koyabilmem için sadece akşamlarımı değil, bütün hayatımı adamam gerekiyordu.

 

Editör: Müziklerini bestelediğiniz diziler arasında Süper Baba'nın yerini bize açıklar mısınız?

Cengiz Onural: İlk göz ağrısıdır. Yeri başkadır. Hayatımın kilometre taşlarından biridir.

 

Editör: 90'li yılların dizileriyle günümüz dizileri arasında nasıl farklar görüyorsunuz?

Cengiz Onural:Daha önceki cevaplarımda da değindiğim gibi diziler hem içerik, hem de teknik açıdan değişiyor, pek çok yönden de evriliyor. Türk televizyonu ve beraberinde Türk sineması, yazarından yönetmenine, müzisyeninden oyuncusuna, tümüyle gelişiyor, birikim kazanıyor. Bu da verilen ürünlere yansıyor.

 

Editör: Son olarak böyle bir klasiği, 10 yıl sonra bile hala aynı tempoda yaşatmaya çalışan biz ekibimiz ve sitemiz-www.superbaba.org-hakkındaki düşünceleriniz neler?

Cengiz Onural:Değerbilirlik, eskide kalmış bir değerimiz. Günümüz eğilimi, her şeyi hemen tüketip, sonra da çabucak unutmak yönünde. Sizin bu değerbilirliğinizi çok zarif, anlamlı ve değerli buluyorum. Allah razı olsun. Emeği geçen herkese sevgilerimi sunuyorum. Birlikte yeni dizilerde buluşmak ümidiyle.