23.08.2008

 Andaç Haznedaroğlu-Yönetmen

    Benim yönetmen olmamı sağlayan bir dizidir Süper Baba.Televizyonda izleyip reji asistanlarına kadar takip ettiğim reji,senaryo,oyunculuk açısından çok şey öğrendiğim Türk dizisi.Bütün çalışanları tekrar tebrik ediyorum.

 

22.06.2008

 Alper Görmüş-Aktüel Dergisi Yazarı

    Beni hapse atsalar, deseler ki 'Sana tek bir film vereceğiz, hangisini istersin?' 'Dizi isteme hakkım var mı?' diye sorarım, cevap 'Evet'se, hiç düşünmeden 'Süper Baba' derim.

 

10.01.2007

 Hande Kazanova-Oyuncu

    Ben 90'lı yıllarda hayatımın en büyük değişikliğini yaşarken, İzmir'den İstanbul'a taşınırken, en keyifle izlediğim dizilerden bir tanesiydi Süper  Baba,babama düşkün bir kız çocuğu olarak her bölümde gözyaşı döktüğümü ve hasretle babamı aradığımı hatırlıyorum.Her anlamda çok güzel bir diziydi.

 

02.07.2006

 Tuğçe Saraçoğlu-Vatan Gazetesi Yazarı

    Güzel memleketimin güzide kanallarının mafya dizileri ve magazin programlarıyla dolup taşmadığı seviyeli yayıncılığın bugünkünden daha fazla önemsendiği bir dönemi anımsatıyor bana Süper Baba. Ailecek yeni bölümlerini heyecanla bekler her hafta sonu Çengelköy’e gitme planları yapardık. Herhalde Türk insanını ithal dizilerden koparıp yerli dizilere sempatiyle bakmasını sağlayan yegane dizi budur. O dönemlerdeki yaşım Fiko’un en küçük kızına tekavül ettiğinden kendimi onunla özdeşleştirdiğimi hatırlıyorum bir de Sevinç Erbulak’ın oynadığı asi büyük kızla. Son bölümün o içimi burkan görüntüleri halen aklımda çünkü projede yer alan her insanı ayrı ayrı kıskanmıştım.

 

16.05.2006

   Eren Çelik-Vatan Gazetesi Yazarı

    1996 yılında İstanbul'da bir özel lisede okuyan bir öğrenciydim. Annem ve babam İstanbul dışında doğdukları için kuzenlerimin çoğu Ankara veya İzmir'de yaşıyorlar. Onlara göre , tamam belki birazcık da benim abartmama göre, ben İstanbul'da ortamlara dalan geceleri Pacha'dan çıkmayan (O zamanlar Reina'nın yerinde Pascha vardı) tiki bir İstanbul genciyim. Kuzenlerim toplanıp İstanbul'a geldiklerinde onları Nihat'ın kahvesine götürdüm kahvaltıya. Tabi çıldırdılar, süperbaba kahvesinde. İşte televizyonda gördüğümüzden daha güzel, vay be ne kadar şanslısın falanlar. Ondan sonra Ankara'ya döndüklerinde, diğer akrabalara "Eren çok iyi yaşıyor. Kahvaltılarını Süperbaba'nın kahvesinde yapıyor diye anlatmışlar. Yani bir anda ailenin "prestijli çocuğu" olmuştum. Halbu ki ne alakası var. Çayın fiyatı her yerde aynı. Süperbaba'yı izlediğimde ya da konusu geldiğinde ilk bu aklıma gelir. Geri kalanını biliyorsunuz zaten her akıllı ve duygusu olan insan gibi tabiki de tekrar ekranlarda görmeyi şiddetle istiyorum. (Prestijim mi, ailede artık ikiye katlandı. Gazetede yazıyorum)

 

21.12.2005

   Sabanur Kıraç-Aktüel Dergisi Yazarı

    Valla ne desem, nerden başlasam bilemedim. Hem nerden getirdiniz şimdi aklıma onu?! Ne güzel kaptırmış çalışıyordum. Şimdi gel de çalış kolaysa! İşte sizin yüzünüzden yine ortaokuldayım.Tekrar bölümlerindeyse lisede.Hah bi bu eksikti, bir de yaşım çıktı şimdi ortaya, iyi mi?! O zaman battı balık yan gider diyerek karizmayı iyice çizdirmekte zarar görmüyor ve itiraf ediyorum; hiçbir dizi, hiçbir karakter, hiçbir jenerik müziği beni o kadar ağlatmadı bir daha. Tamam kabul ediyorum, ben zaten çok sulu gözlüyümdür, (hala ağlarım Türkan Şoray, ırzına geçmeye çalışan adamı öldürüp hapse düştüğünde, bir tekme de sevgili kocası Ediz Hun'dan yiyince!) ama bu kadar da olmaz ki kardeşim! Bir senaryo, bir casting, bir şarkı bu kadar güzel bu kadar anlamlı olmaz ki! Nitekim olmadı da, yani bir daha olmadı. Süper Baba'dan sonra bir daha hiçbir dizi onun gibi olmadı ya da olamadı. Ya da ilk göz ağrımız o olduğu için bize öyle geldi. Artık orasını bilemeyeceğim. Bildiğim tek şey var o da biraz daha yazarsam yine ağlamaya başlayacağım.

 

17.11.2005

   Yurtsan Atakan-Hürriyet Gazetesi Yazarı

    Süper Baba düzenli olarak seyredemesem de, seyretmekten keyif aldığım ender Türk yapımı dizilerdendi. Konusundan çok, oyuncularının performansı çekerdi beni ekran başına. Bir de o, dingin, telaşsız, dinlendirici temposu. Mekan olarak gerçek bir mahalleyi kullanıyor olması da çok hoşuma giderdi. Süper Baba'yı seyrederken sanki o mahalledeki yaşamı da paylaşıyormuş gibi hissederdim kendimi. Bu açıdan belki de, günümüzün popüler gerçek yaşam şovlarının habercisi ve öncüsü bile sayılabilir.

 

12.09.2005

   Murat Emin Eren-Haftalık Dergisi Yazarı

    "İsmi gibi süper mesajlar verirdi, korgeneral gemisiydi, uruk hai kılıcıydı" gibi beylik kelamların olmadığı, televizyonda abuklukların ayyuka çıkmasını muhteşem bir zekayla fark edebilmenin marifet sayılmadığı, dizi yapılacağı zaman senaryo yazarıyla, oyuncu arayışıyla yapıldığı dönemin dizisiydi bu. Bir yandan da değildi, öyle bir misyon edindiği yoktu, kendi kendine varoluyordu gayet. Başkaları ona yükledi sonradan bu misyonu, "televizyonlarda abuklukla mücadele misyonu" kitabını eline başkaları verdi... Dizi bir yana, kim dedi bilmem ikinci bahar için bir köşe yazarı "türk halkı dizide 70lerin kasaplı manavlı dizilerinde kalan, kaybettiği insanlığına ağlıyor" demiş idi. biz de Süper Baba, Tatlı Cadı, Patron Kim gibi dizilere bakıp, diziden ziyade kaybetiğimiz benliğimize ağlıyoruz, yuvarlanıp gidiyoruz... Bu arada Nihat ne güzel "Fiko" derdi. Elif ne de güzel kızardı. Bülent Emin Yarar ne süper bir avukat olmuştu. Hey gidinin heyi.

 

04.09.2005

   Deniz Ünaldı-Haftalık Dergisi Yazarı

    Dizi başladığı yıl İngiltere'deydim, okuyordum. Ne yazık ki hiç takip etmedim, sadece bir veya iki bölüm rast gelip izledim. Doğrusunu söylemek gerekirse, şimdiye kadar hiçbir diziyi takip etmedim, öyle bir vaktim olmadı. Ancak kaçırdığıma üzüldüğüm, keşke izleyebilseydim dediğim üç dizi var: Süper Baba, Yeditepe İstanbul ve Şaşıfelek Çıkmazı. Çünkü bunlar "gerçek" diziler. Duyguları, hayatları, yaşananları başarıyla anlatan diziler. Şu sıralar dizi kelimesi tüylerimi iyice diken diken eder hale geldi. Çok şükür yeni dönemde hiç değilse böyle iyi, izlemeye değer, tutkuyla ve akıllıca yapılan bir tane dizinin geldiğini biliyorum.

 

14.08.2005

   Onur Ayhan-Akşam Gazetesi Yazarı

    "Çemberimde Gül Oya" ile beraber sonuna kadar izlediğim tek dizi. Türk televizyon tarihinde bir milad sayılmalı kesinlikle. Ama güzel işlerin başladığı bir milad mı orası oldukça karışık. Süper Baba Tv de dizi furyasını başlatan dizidir. Ancak ondan sonra yayınlanan diziler onun kalitesine ulaşamadığı için televizyonlarda 'dizi kirliliğine' neden olmuştur bir yandan da... İzlerken gerçekten çok keyifliydi gerek oyuncu kadrosu gerekse senaryosu ile. Ancak şu anda sevsem mi, sevmesem mi bilemiyorum.

 

09.12.2004

   Şakir Süter-Akşam Gazetesi Yazarı

    Doğrusu; bu diziyi zevkle izlerdim. Kendi toplulumumuzun bir kesidine pencere açan; kimi zaman güldüren, kimi zaman üzen ama çokça düşündüren, ölçüsü kaçmamış içtenliklerin sergilendiği bir güzellikti..Dizinin kahramanları çok iyi seçilmiş, senaryonun hakkını veren güçlü oyunculardan kuruluydu.Bunların hepsi tamam ama...Beni şaşırtan, biraz da güldüren ama mutlu eden; böylesi değerlerin sergilendiği bir diziyi internet sitesinde yaşatma çabanız oldu.O diziye katkısı olanlarla birlikte, site açma fikrini ortaya atanları da kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.

 

02.12.2004

   Kemal Yıldırım-Vatan Gazetesi Yazarı

    Ekrana geldiği yıllarda "esir"i olduğumuz, kaçırdığımızda "vah"landığımız Süper Baba dizisi ile ilgili uzun cümleler kurmayacağım.O yıllarda yönettiğim TV Guide dergisinde "Pardon" adlı bir köşem vardı. Onun içinde de "Aferinlikler" adlı bir bölüm yer alıyordu. Süper Baba, hemen her hafta orada yer bulurdu. Hem benim, hem de okurlarımın oylarıyla.Başka söze gerek var mı?

 

10.11.2004

   Ali Sami Alkış-Star Gazetesi Yazarı

    Sevecen bir atmosferi vardı, olumlu mesajlar verirdi. Şimdiki mafya, ağa, sulu diziler arasında bir cevher gibi parlıyor. İşi sulandırmadan, ailelere kötü örnek olmadan süren bölümlerle; "Keşke yeniden yayınlansa" ya da "Yeni bölümleri çekilse" özlemlerini duyuyoruz. Bir bakarsınız, o da olur

 

26.10.2004

   Ekin Türkantos-Akşam Gazetesi Yazarı

    Süper Baba gerçekten benim de severek takip ettiğim ve bir döneme damgasını vurmuş olduğuna inandığım bir dizi. Şu an televizyonda oynayan dizilerle mukayese edilemeyecek kadar seviyeli ve samimi...

 

06.08.2004

   Haluk Gürel-DJ (Radyo Mydonose)

    Bizi yaşamda güzel, sağlıklı ve mutlu bireyler kılacak en önemli şey sevmek. Sevmeyi bilmek, birbirimizi anlamak, dinlemek, tanımak ve paylaşmak giderek kısa süreli ve maddiyata dayalı zevklere yönlendirilmeye çalıştığımız bu medyatik ve tüketim ortamında ufalmakta, kaybolmakta. Eğitim şart diyoruz ya, evet doğru. Önce yürekte, zihinde, ailede eğitim olmalı. Ne iyi bir aile olmanın, ne iyi bir fert olmanın okulu yok. Süper Baba yediden yetmişe herkesin anlayabileceği, katılabileceği en akılda kalıcı ve öğretici sosyal, görsel ve işitsel tv okullarından biriydi. Hepimiz bir şeyler aldık, uygulamaya, anlamaya çalıştık, çoğaldık, sevdik. Damağımızda en hoş tatlardan birini bıraktı ve o tadı hiç unutmadık. Bir gün dilerim ki şimdilerde sponsor firmaların desteklediği pekçoğu popcorn tarzı yapımların yerine toplum ve aile yapısının gelişimine çok güzel katkıları olan Süper Baba dizisini yeniden izleyebiliriz.. Kalite ve yaşam değerlerine önem veren, insana önem veren tüm firmalara duyurulur...

 

28.07.2004

   Barış Bardakçı-Akşam Gazetesi Yazarı

    İnsanların merak ve gözetleme zaaflarını alabildiğine sömüren, ses yarışmaları adı altında bir dolu karga sesliyi ekrana sürmeyi marifet bilen, "vatana millete hayırlı" şarkılar söylenmesi gibi soytarılıklarla hastalıklı bir toplumun daha da hasta olmasına neden olan, yerli dizilerinde toprak ağalığını, feodalizmi öven, sabah programlarında bir dolu geri zekalı eşliğinde eğitimsiz ev kadınlarına göbek attıran Türk Televizyonları, 90’ların başında yayınlanan Süper Baba’yı hatırlıyor mu? Her şeyin bir kelebek ömrü süresince tüketildiği bu yozluk çağında artık gerçek yaşamda da kalmadığına inandığım bir aile sevecenliğini her hafta evlere dağıtıyordu bu dizi. Yukarıda saydığım yozluk çağının hiçbir yükselen değerine uymadığından Süper Baba ya da onun gibi diziler ekranlarda yok. Onun yerine başka "babalar" gündemde!

 

26.07.2004

   Melih Arat-Zaman Gazetesi Yazarı

    Süper Baba , uzun soluklu, duygulu, içten, insana umut veren bir kent şiiriydi benim için.Hiç unutmadığım iki sahne var diziden.Bir tanesi şöyleydi: En yakın arkadaşı süper babaya geceleyin yürürken şiir okumaya çalışıyor; ama beceremiyor. Bir türlü kelimeleri ve sıralarını tam hatırlayamıyor.O kadar sıcak ve içten ki... Dostuna gece yarısı bir şiir okumak için öyle çırpınıyor ki... İşte asıl şiir olan bu durum.Bir başka sahnede de, kahramanlardan ikisi hapse düşer ve koğuşta bir oyun oynarlar. Koğuşun yüksek bir penceresine bakarlar. Pencereden sağdan ve soldan geçen kuşları saymaktadır. Sağdan gelenler birinin skor hanesine, soldan gelenler de birinin skor hanesine yazılmaktadır.Bu oyunu senarist mi uydurmuştur; yoksa hapishane yaşantılarından mı derlemiştir bilmiyorum.Ama hangisi olursa olsun, insan yaratıcılığının eşsiz bir yansıması.Ve tabii Şevval Sam. O diziye cennetten inmiş bir melektir. Benim için Süper Baba, izlediklerimin arasındaki en "süper" yerli dizi olmuştur. Tüm ekibini kutluyor; Türkiye'deki izleyicilere verdikleri ışık ve sevgi için teşekkür ediyorum. 

 

23.07.2004

   Hakan Tiryaki-Akşam Gazetesi Yazarı

    Osman Sınav’ın yönettiği en "samimi" diziydi. Büyük bir hızla kirlenen beyazın henüz krem rengi olduğu günlerin atmosferini ve Çengelköy’ün huzurunu mesken tutmuştu Süper Baba. Aile ilişkileri, semtin esnafı ve seyyar satıcıları iyisiyle kötüsüyle bozulmamışlığın birer simgesi gibiydiler. Mutlaka anlaşmazlıklar çıkıyordu ama sonuçta sağduyu ve iyilik galip geliyor, olaylar tatlıya bağlanıyordu. Fiko fedakarlığıyla ve aşklarıyla “süperdi”; her şeye rağmen ailesini birarada tutmayı beceriyordu. Dizinin hayatın gerçeklerinden kopuk olduğunu düşündüğümüz zamanlarda "sadece bir masal" deyip geçebiliyorduk. Perihan Abla, Baba Evi gibi dizilerle aynı hamurdan yoğrulmuş bir mahalle dizisiydi bir bakıma da... Yeni Türkü gurubunun o güzel müziği de akıllardan hiç çıkmadı. Yıllar sonra bile unutulmadığına ve bir web sitesinin tek teması olduğuna göre "içinde İstanbul olan o masalı" dinlemeye ihtiyacımız varmış demek ki.

 

13.07.2004

   Şebnem Özdemir-Vatan Gazetesi Yazarı

    Dizi başladığında ortaokul ya da lisedeydim,Henüz ne olmak istediğime tam olarak karar verememiştim. Bir yandan sakin bir aile hayatı çekiyordu beni, bir yandan da büyük kızın asilikleri... Bu yüzden her bölümü ilgiyle izliyor, bir şeyler yakalamaya çalışıyordum. Perihan Abla ekolünün devamı gibi görünen ve Çengelköy'e bir kat daha değer katan Süper Baba, bütün aileyi biraraya toplamayı başaran ender dizilerdendi. Her ne kadar dizideki aşk hikayelerini ve komşuluk ilişkilerini günümüz koşullarında gerçek dışı bulsam da, tekrar yayınlansa yine aynı zevkle izlerim diye tahmin ediyorum. Çünkü şimdiki dizilerin hiçbiri onun kadar "temiz" değil.

 

30.06.2004

   Ege Görgün-Akşam Gazetesi Yazarı

    Televizyonda büyük bir kirliğin yaşandığı şu dönemde, bir Kurtuluş Savaşı kaçınılmaz olmuştur. Böyle bir savaşta amiral gemisi Süper Baba gibi diziler olacaktır. Eğiticilikten yoksun bugünün dizileri ve programları sayesinde, güzel şeyler söyleyerek, insanlık ve sevgiyi göstererek bizlere eğitimin en faydalısını veren Süper Baba'nın kıymetini bir kez daha anlıyoruz.

 

30.06.2004

Ahmet Çavuşoğlu-Güneş Gazetesi Yazarı

   Süper Baba'nın benim için çok güzel bir hatırası var. Efendim, Avustralya'dan Türkiye'ye dönmüşüm. Kızım ve karım daha orada. Bir gece çok dokunaklı bir sesin okuduğu bir şarkı duydum.
Bana Bir Masal Anlat Baba(...)Birden gözlerimden yaşlar boşandı, aklıma Melbourne, Avustralya'daki karım ve 'Kız sen İstanbul'un neresinden' şarkısını söyleyen kızım geldi. Bir kaç zaman sonra onlara kavuştum. Ve Zümrüt'ümü kucağıma alıp Süper Baba'nın her bölümünü senelerce beraber seyrettik. Süper Baba'yı hakikaten çok özlüyorum.

 

30.06.2004

Devrim Sevimay-Vatan Gazetesi Yazarı

     "Dizi Devri"nde yaşamış bir Türk'ü kapıda karşılayanlar soracak: Neler hatırlıyorsun? "Annem" diyecek... Mutlaka hemen arkasından aşklarını, soyunu sopunu dökecek... "Daha?" diye soracaklar. Galatasaray-Fenerbahçe diyecek. Mustafa'lı, Kemal'li, kırmızı-beyazlı bir şeyler canlanacak kafasında... Tarhana çorbası, köfte-patates kızartmasını hatırlayacak ama mutlaka "Ilgaz Anadolu'nun sen yüce bir dağısın"ı da söyleyecek. Biraz daha derinlere ısrarı üzerine ise Türk diyecek ki "Babamın tütün kokan elleri..." "Bir de..." diyecek, "Fiko'nun leyende çocuklarını yıkadığı o sahne... Ben bir de onu hiç unutmadım. Sanki o leyende ben de vardım ya da o çocukları sanki ben de yıkadım!" 

30.06.2004

Ömer Söztutan-Türkiye Gazetesi Yazarı
    Söylenecek çok fazla şey yok aslında...Süper Baba hakkındaki görüşlerimi;"Türkiye'de nefes alıp veren bütün insanların kendini bulduğu dizi"diye anlatabilirim...Ben ve benim gibi birçok genç insanın duygu karakterlerine yön vermiş, rehber olmuştur......Ve daha önemli bir görevi yapmıştır, eksik olan bütün sevgileri (anne, baba,sevgili, arkadaş, eş, dost vs...) vermiştir bize...

 

30.06.2004

Selcen Tanınmış-Vatan Gazetesi Yazarı
    Bu dizinin yayınlandığı dönemde daha lisedeydim ve doğrusunu isterseniz çok detaylı olarak hatırlamıyorum. Sadece insanın üzerinde pozitif bir elektirik bıraktığı ilk aklıma gelen duygu. Naif  bir diziydi. Baba ve çocuk ilişkisine yumuşak ve duygusal bir bakışı vardı. Mekanları, konuları insancıldı... Şimdiki diziler (büyük bir çoğunluğu) karanlık ilişkileri, şiddet sahneleri ile biraz iç daraltıyor gibi gelilyor bana. Hayat zaten zor bir de keyif için izlediğiniz bir şey de gerilmeye ne gerek var diye düşünüyorum.. 

30.06.2004

 Zeynep Bölükbaşı-Hürriyet Gazetesi Yazarı

   Süper Baba, dizi furyasının başlamadığı, biricikliğin kıymetinin bilindiği bir dönemde girmişti hayatımıza. 90'lı yılların hüzünlü Süper Man'iydi Şevket Altuğ benim için. Hep de öyle kaldı. Müziğiyse hala kulaklarımda. "Bana bir masal anlat baba..."

 

30.06.2004

Oray Eğin-Akşam Gazetesi Yazarı
   Ben Süper Baba'ya bir arkadaşım vesilesiyle takıldım.Kuzguncuk'ta oturuyordu, Süper Baba'nın çekildiği Çengelköy'e çok yakın yani.O ısrarla cuma akşamları izlerdi, ben o zaman da, tıpkı şimdi olduğu gibi yerli diziden ürker, mümkün olduğunca bakmazdım. Sonra nasıl oldu, ne oldu, bilmiyorum, bir anda sarıverdi. Ciddi ciddi sevdim diziyi;Ama birtakım karakterlerden hiç hoşlanmadım mesela  Jülide Kural'ın canlandırdığı karakterden, ya da Süper Baba'nın kızından... 
Ama bu tabii ki her cuma akşamamını o diziye ayırmamı engellemedi. Şimdi de  düşünüyorum  da, aslında bayağı ahlakı, benim hiç hoşlanmadığım bir orta sınıf ahlakına yakın duruyordu. Mesela kopya çekeken öğrenciyi kınamalar, didaktik birtakım laflar, mesajlar... Ama yine de bütün olarak hoştu. Bugünlerde dizi turları çok moda, ben de hiç unutmam,Kuzguncuk'ta oturan arkadaşımla bütün Çengelköy'ü dolaşmış, Nihatınn kahvesinde uzun uzun oturup diziden bahsetmiştik...

 

30.06.2004

Hande Oylumer-DJ (Tgrt FM)

   Ben 21 yaşındayım Süper Baba yayınlanırken, ortaokuldaydım.Çok sevdiğim bir diziydi, özellikle Oya-Bora ikilisinin seslendirdiği jenerik müziği çok hoşuma giderdi.Ortaokulda müzik derslerinde tüm sınıf topluca fülüt ile çalardık; "Bana bir masal anlat baba içinde denizle balıklar, yağmurla kar olsun güneşla ay.." Cuma günlerini iple çekerdik,hatta bazen çok kısa gibi gelirdi bana keşke 2-3 bölüm üst üste yayınlasınlar diye düşünürdüm.Daha sonra eski bölümleri tekrar yayınlandı onları bile kaçırmadım,hergün izlerdim.

 

30.06.2004

Gökçe Acar-Milliyet Gazetesi Yazarı

   Bir dizi için ekranlara kilitlenme miladımız bence onunla başladı (elbette itiraz edip bana başka diziler de söyleyebilirsiniz ki haklısınız ama bence Süper Baba nedense farklı). O dizi birçok gencin aikido salonlarına akın etmesine, birçok genç kızın istekleri için diretmesine, birçok babanın da olaya daha duygusal bakmasına yol açtı. Karakterler, senaryo ve müzik bizi kalbimizden yakaladı. İncelenmesi gereken bir fenomen. Ayrıca Süper Baba'nın aşık olduğu kadınlar da harikaydı doğrusu ve bence zaten kendisi de bunu hakediyordu.

 

30.06.2004

Alper Kesim-DJ (Radyo MyDonose)

   Ne Süper Baba mı ? En sevdiğim diziydi? Neden bitti ki? Ne güzel izliyorduk... Sanırım reyting canavarına yenik düştü ... Tam bizi yansıtan bir diziydi, olaylar ve karakterler gerçeğe cok yakındı ve doğaldı , bu yüzden de başarılıydı , bugün olsa yine izlerim 

30.06.2004

Elif Ergu-Vatan Gazetesi Yazarı
   Dizinin başladığı yılda yurtdışında olduğumdan, daha sonra da iyi bir takipçisi olmadığım için görüş belirtemeyeceğim. Yalnız şunu biliyorum, dizilerle ilgili yaptığım tüm röportajlarda Süper Baba'nın başarısından söz edilir ve yarattığı olumlu imaj üzerinde durulur.