Kalbiniz ilk kez sarsılıyor.Tüm hayat boyu geçireceği sarsıntılara karşı ilk sınavı bu.Her şeye rağmen temiz kalan,siz ne kadar kirlenirseniz kirlenin,dünya ne kadar hızlı,acımasızca dönerse dönsün,geride kalan ve yaşadığınız tüm zorluklarda sizi bekleyen bir sığınak,ilk aşk...Fikret'inki  İpek, Yakup Dede'ninki Meryem ve Alim'inki Ece.Ece'yi hatırladığımızda,sonuna kadar inandığı birinin,Alim'in, yazdıklarını okurken,dinlerkenki o heyecanlı hali geliyor aklımıza.Alabildiğine saf,temiz ve içten..İlklere özel o heyecan,o inanç,o güven.Hiç kırılmayacak,incinmeyecekmiş gibi.Her ne olursa olsun Alim'in yanında olacağını hissettirirdi,o prensesliğinin altındaki güçlü kızlk aşkların içinde yüksek miktarda dostluk olduğundan mıdır nedir,kopamaz ya birbirinden ilk aşklar,Onlar da dizi süresince hiç kopmadılar.Ece yani Melis Özler.Aradan geçen onca yıl nasıl da değiştirmiş O'nu.Hani derler ya "yolda görsem tanımam." tanınmayacak kadar değişmiş ve tabi  güzelleşmiş.Ama değişmeyen bir şey var ; içindeki Süper Baba aşkı.Hepimize bir şeyler bıraktı Süper Baba; hepsinden önce geçmişimize ait güzel bir hikaye bırakırken ,Melis'e de Ece'yi bıraktı.Sahi Melis,sende Ece'den neler kaldı?

Editör: Seni Süper Baba’da Alim’in aşkı Ece olarak tanıdık.Sempatik tavırlarınla birçok kişinin de ilgisini çekmeyi başardın.Kendini bu dizinin içinde nasıl buldun? Bu rol sana nasıl teklif edildi?

Melis Özler: Öncelikle iltifatınız için teşekkür ederim. Aslında benim kendimi dizinin içinde bulmam cok tesadüfi ve enteresan oldu. Her şey Galatasaray Lisesi’ne başladığımın ilk gününde gerçekleşti. Okul yeni girişlileri açılış ve rozet takma töreni için Tevfik Fikret salonuna toplamıştı. Salonda 500 kişiden fazla insan vardı. Sunucu bir grup öğrencinin rozetini taktıktan sonra artık biraz dinlenelim, kim sahneye gelip yeteneklerini göstermek ister dedikten sonra ben kendimi sahnede şarkı söylerken buldum. Söylediğim şarkı ise Burak Kut’un "Benimle Oynama" şarkısı idi. Ben 11 yaşındayken en popüler şarkılardan biriydi ve o günden sonra o şarkı benim için çok özel bir yer edindi.  Her neyse, o günde Süper Baba ekibi Alim’in Galatasaray Lisesi’ndeki ilk gününü çekmek için ordaydı. Ben sahneden iner inmez ekipten Tamay Hanım yanıma gelip "medeni cesaretine hayran kaldık Süper Baba dizisinde Alim’in rol arkadaşlarından biri olarak oynamak ister misin?" diye sorunca ben de hiç düşünmeden olur dedim. Tabi sonrasında anne ve babamın şokunu siz düşünün. İlk bölümlerimde daha Ece karakteri oluşmamıştı. Okul bahçesinde oradan oraya yürüyordum, hatta evde ailem ile oturup aman saç bantım gözüktü yok eteğimin ucu göründü diye tartışıyorduk. Sonradan bir baktım Alim’in arkadaşı Ece oluvermişim

 

Editör: Dizi 1997 yılında sona erdi.Aradan geçen bu süre içinde neler yaptın?

Melis Özler:Dizi sona erdiğinde ben orta ikinci sınıfı bitiriyordum. Aynı zamanda okulun lise ve Galatasaray klüp takımında basketbol oynuyordum.Dizi bittikten sonra  basketbol oynamaya devam ettim  ve dizinin boşluğunu doldurmak için okulun diğer sosyal aktivitelerine katıldım.Şarkı söyleme arzumu-her ne kadar sesim güzel olmasa da- okulun korosuna katılarak tatmin ettim. Liseyi bitirdikten sonra Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümünde okumaya  başladım. İkinci sınıfın başında okulda yeni açılan hukuk bölümüne geçiş yaptım. Şu anda son sınıfta okuyorum. Aslında zamanında konservatuara girip oyuncu olmak çok istedim ama ailem Türkiye’de bu mesleğin bir bayan için çok zor olduğunu söyleyerek beni vazgeçirdi. Ekonomi okumak benim bilinçli tercihim değildi, okumaya başladıktan sonra gördüm ki istediğim şey bu değildi. Hukuka olan ilgim de beni bölüm değiştirmeye itti ve bu sefer kendi bilinçli tercihimle hukuk okuyorum ve çok mutluyum.

 

Editör:Süper Baba dışında bir tv yapımında bulundun mu?

Melis Özler: Ali Tara’nın çektiği Mc Donald’s reklamında oynadım. Birkaç dergide fotomodellik yaptım ve kıyafet kataloglarında yer aldım. Onun dışında pek bir şey yapmadım. Aslına bakılırsa Atv’de yayınlanan birkaç dizide ve birkaç sinema filminde oynama durumum vardı. Bir de bir müzik kanalında sunuculuk yapma projesi vardı ama bunların hepsi benim derslerimi engelleyebilecek projelerdi. Ben ve ailem eğitimimi her zaman ilk planda tuttuk. Hatta Süper Baba’ da benim yer aldığım kısımlar bile ailemin ricası üzerine hafta sonları çekiliyordu çok istisnai hallerde hafta içine sarkıyordu. Bu tarz işlerle eğitim hayatını aynı zamanda düzgün yürütebilmek çok zor olduğu  için tercihim her zaman eğitimden yana oldu. Eğitim konusunda her zaman azimli bir öğrenci olduğum için televizyon işlerinden elimi eteğimi çekmeyi tercih ettim.Ancak televizyon arzumu geçen sene kampus içinde yayın yapan Koç TV’de sunuculuk yaparak bir nebze giderdiğimi söyleyebilirim.

 

Editör:Süper Baba’nın sana kazandırdıkları nelerdir?

Melis Özler: Süper Baba benim hayatımı fevkalade olumlu yönde değiştiren bir olaydır.  En başta 11 yaşında karakteri halen gelişmekte olan  bir insan için, gerek sosyalleşme gerek kendine güven kazanma açısından Süper Baba inanılmaz bir fırsattı benim için. O kadar güzel, o kadar yetenekli, o kadar sıcak ve o kadar yardımsever insanların içinde büyüme imkanı buldum ki  böyle güzel bir  tecrübeyi başka hiçbir yerde edinebileceğime inanmıyorum. Süper Baba ekibi tam bir aile gibiydi, herkes birbirine çok samimi,dostane ve pozitifti. Ben bu güzel elektriğin dizinin başarısında çok büyük rol oynadığına inanıyorum. Gerek çekim ekibindeki abi-ablalarımdan gerek oyuncu arkadaşlarımdan meslek ve hayat adına çok şeyler öğrendim. Çok değerli bir insan ve oyuncu olan Şevket Altuğ’un gerek benimle yaptığı sohbetler gerek Galatasaraylı abim olarak bana öğrettiği şeyler bile her şey bir yana bana çok şeyler kazandırmıştır. Osman Sınav gibi büyük bir yönetmenin öğrencisi olmakta benim için çok büyük bir şanstı, oyunculuk adına çok şeyler öğrenmişimdir ondan. Çok özel insanlardan oluşmuş böyle güzel bir ekibin ufak bir parçası olabildiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum.

 

Editör: Ece’yi kendi sesinle mi canlandırdın?

Melis Özler: Hayır ne yazık ki. Bu soruyla dizide oynadığım zaman da çok karşılaşıyordum. Beni ses yönetmenimizin kızı seslendiriyordu. Ben ilk seslendirmeme gittim ve o son seslendirmem oldu.(Gülüyor) Hafta içi saat 24.00’ de Beyoğlu’ndaki bir  stüdyoda girince seslendirmeye bu tempoya ayak uyduramayacağımı anladık ve ailemden veto yedi tabi. Zaten pek de başarılı olamamıştım bende ilk denememde.

 

Editör: Sevgi,doğruluk,yardımseverlik gibi kavramların hayat bulduğu Süper Baba’da dizinin bir emektarı olarak sen kendinden neler buldun?

Melis Özler: Süper Baba’ da ki karakterler genelde saf, temiz, yardımsever insanlardı. Ben de kendimi naçizane saf olarak tanımlarım, aslında ben değil arkadaşlarım desem daha doğru olur.(Gülüyor) Bir bölümde Fiko mağazayı satıp parasını  tamamıyla dükkan sahibinin uzaktan akrabası olan fakir aileye vermişti ben orda Fiko’ ya saf diyenlerden değildim çünkü ben de öyle yapardım.

 

Editör: Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gördüğünü biliyoruz.Eğitiminin hangi aşamasındasın? Bu alanda tercih yapmana etki eden faktörler neler oldu?

Melis Özler: Daha önceden belirttiğim gibi üniversite son sınıftayım. Ben Koç üniversitesi’ni kazandığım yıl Hukuk Fakültesi yoktu. Birinci sınıfta okurken hukuk fakültesi açıldığını duyunca çok heyecanlandım çünkü küçüklükten beri hayalimdeki mesleklerden biri avukatlıktı. Sosyal bilimlere küçüklüğümden beri meraklı ve yetenekliydim. Hatta meslek seçim testlerinde avukatlık ve gazetecilik gibi okuma, araştırma, analitik düşünme ve konuşma becerisi gerektiren meslekler tavsiye edilirdi bana hep. Sorulara verdiğim cevaplardan da kolayca anlayacağınız gibi biraz konuşkanımdır. İkna etme kabiliyetim de mevcuttur. Avukatlık mesleğinin bence bunlar olmazsa olmazıdır. Ayrıca hukuk okumak bana her zaman hayatın kendisini okumak gibi gelmiştir. Kendi haklarımı öğrenmek onun yanında başkalarının haklarını savunmak isteğim de eklenince kendimi hukuk okurken buldum. Ailem hukuk bölümüne geçmeme şiddetle karşı çıktı hatta geçtikten sonra bile ekonomi bölümüne dönüş yapmamı istediler! Ne kadar zor olacağını bilsem de hiç tereddüt etmeden kararlı bir şekilde geçiş yaptım.-bu kararı almamda bir arkadaşımın etkisi de yadsınamaz-Benden sonra da başka hiçbir öğrencinin geçiş yapmasına izin verilmedi bu da kader faktörü olsa gerek.

 

Editör: Şu anda neler yapıyorsun? Hayatta nelerle uğraşmaktan zevk alırsın,nelerden hoşlanmazsın?Boş zamanlarını nelerle değerlendirsin? Bize genel olarak kendinden bahseder misin?

Melis Özler: Şu anda hukuk zamanımın epey bir kısmını alıyor. Hukuk Klübu başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Viyana Moot Court diye adlandırılan uluslararası bir dava yarışmasına birkaç sınıf arkadaşımla katıldık , onun çalışmaları da devam ediyor. Yazın staj, yaz okulu derken zaman hızla geçiyor. Benim hayat felsefelerimden biri "Carpe Diem" yani gününü yaşamaktır çünkü bir tek ona sözümüz geçer. Aslında yarın ölecekmiş gibi hayatın tadını çıkartmak ve hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmak en güzeli! Sevdiklerimle vakit geçirmek, onlarla birlikte yeni yerler görmek, yeni şeyler öğrenmek, değişik yemekler tatmak, farklı kültürleri tanımak beni çok mutlu eder. Seyahat etmenin yanında evcimen bir insan olduğum için ailemle çok zaman geçiririm ve bu bana çok keyif verir. Konuşkan biri olduğum  için arkadaşlarımla sohbet etmek ve hatta bir konuda tartışmayı da çok severim. Bunların yanı sıra sinemaya gitmek, gerilim romanları okumak, müzik dinlemek,dans etmek, adrenali arttırıcı sporlar yapmak boş zamanlarımı değerlendirdiğim aktivitelerdendir.Genel olarak güler yüzlü, samimi, bazen patavatsızlığa varacak derecede dürüst, çocuksu ve mükemmeliyetçi biriyimdir.

 

Editör:İleriye dönük planların neler?Belli bir zaman sonra kendini nerede görmek istiyorsun?

Melis Özler: Birkaç sene avukatlık mesleğini icra ettikten sonra yurtdışında master/ doktora yapıp akademisyen olmayı düşünüyorum. Aynı zamanda avukatlığa devam etmek istiyorum. Bu hedeflerimin yanı sıra içimde her zaman haber spikerliği yapmak isteği vardı. Tabi bunların hepsi birlikte nasıl yürür diye sorarsanız onu bilemiyorum işte. Ama geçenlerde Ceza Hukuku Profesörümüz Nur Centel hukuk televizyonu açılabileceğini söyledi. Belki orda sunuculuk yapma gibi bir fırsat olabilir, kim bilir.Ama şunu unutmamak gerek hiçbir zaman;hayat biz planlar yaparken başımıza gelen şeylerdir.

 

Editör: İstanbul’u seviyor musun?  Sence semt olarak İstanbul’un en güzel yerleri neresi?

Melis Özler: İstanbul’a aşığım diyebilirim. Çok güzel,çok farklı, tarih kokan, yaşayan bir şehir İstanbul. Bence dünyada İstanbul’ un sahip olduğu güzelliklere sahip olan bir başka şehir yok! Ama biz sahip olduğumuz güzelliklerin değerini bilemiyoruz o ayrı! İstanbul’dan başka bir şehirde yaşabilir miyim bilemiyorum!İstanbul deyince aklıma ilk olarak boğaz geliyor. Ortaköy, Bebek, Yeniköy, İstinye, Sarıyer, Beyoğlu, Çengelköy, Kanlıca, Beykoz, Caddebostan,Erenköy, Fenerbahçe, Adalar. Daha sayılacak yerler var aslında da.

 

Editör: Sana göre İstanbul’un en güzel ve en kötü yanı hangisi?

Melis Özler: İstanbul’ un en kötü yanı çok kalabalık olması ve elbette ki  trafik problemi! En güzel yanı ise İstanbul’da her türlü insan için her şey var, 24 saat yaşayan bir şehir taşı toprağı altın misali.

 

Editör: Dizinin çekimleri için Çengelköy’ün tercih edilmesini nasıl değerlendiriyorsun?

Melis Özler:İstanbul’un en güzel semtlerinden biri daha ne olsun?

 

Editör: Kendini dizinin bir izleyeni olarak düşündüğünde seni en çok etkileyen karakter hangisi oldu?

Melis Özler:Beni en çok Fiko karakteri etkilemiştir. Süper baba işte kim etkilenmez ki.Hem çok iyi çok fedakar bir baba, hem çok dürüst, saf temiz, yardımsever bir insan aynı zamanda da bir o kadar deli dolu ve romantik bir aşık! Fiko’ nun yanı sıra Deniz karakteri de beni çok etkilemişti. Peri kızı gibi bir kızdı. Dizide Ece olarak çok kıskanıyordum ama izleyici olarak hayran olduğum bir karakterdi.

Editör: Dizinin yayınlandığı dönemde dışarıdaki insanlardan ne gibi tepkiler alıyordun?

Melis Özler: Genelde çok güzel tepkiler alıyordum. O zamanlar dizi furyası olmadığı için insanlar Süper Baba’ da ki tüm karakterleri tanıyorlardı. Benim bir evden kaçış bölümüm vardı, o bölüm Alim ve benim üzerime odaklanmıştı. O bölümden sonra pazarda bile tanınır hale gelmiştim.Okul sahnelerini çektiğimiz Galatasaray Lisesi hafta sonu  dershane olduğu zamanlar öğrenciler imzamızı istiyorlardı! Bir keresinde bir mağazada hamile bir hanımın eşi karısına "bak hanım kızının benzemesini istediğin insan, Ece burada" demişti. Kızlarının adını Ece koyacaklarmış. Çok şaşırmıştım ve çok hoşuma gitmişti hala unutamıyorum. Bunun yanı sıra çok bilmiş, çok konuşan ve kıskanç bir karakter olduğumu söyleyenler de çoktu.Halen bu yaşımda bile insanlardan tepkiler alabiliyorum. Özellikle Kanal 1’de yeniden yayınlanınca bazı arkadaşlarım tekrar izleyip yorumlar yaptı. İnanır mısınız çok seneler geçmesine rağmen hala  Süper Baba’ da oynayan kız olarak anılabiliyorum bazı ortamlarda. Özellikle bizim yaş grubu Süper Baba’ yı izleyerek büyümüştür. Dizide kendilerine yaşça en yakın karakterlerden biri olan Ece’ yi tanıyorlar ve çoğu halen hatırlıyor. Seneler geçmesine rağmen dizide sen şöyleydin, şunu yapmıştın gibi yorumlar gelince insanın çok hoşuna gidiyor tabi. 

 

Editör:Süper Baba’nın yayınlandığı dönemle günümüz arasında insan ilişkileri açısından ne gibi farklar görebiliyorsun?

Melis Özler: Bence o zamanlar insan ilişkileri çok daha samimi, çıkarsız ve maneviyat üzerine idi. İnsanlar en azından komşularını tanırlardı. Şimdi her tarafta siteler, gökdelenler türediği için insanlar kapı komşusunu bile tanımaz hale geldi. Çok daha bireysel ve materyalist bir toplum olmaya başladık. Yoğun iş temposu, yaşam stresi içinde  insanlar değil komşularına ailesine ilgi gösteremez oldu. Eskisi gibi sıkı aile bağları yok ne yazık ki, herkes ayrı bir yerde, kopmuş bir şekilde yaşıyor. Sevgi, saygı, insanların birbirine tahammülü azalmış durumda. Gelenek göreneklerinden, kendi özünden gün geçtikçe uzaklaşan, batılılaşmanın yozlaşma tarafını kendine örnek alan bir toplum olmaya başladık. İnsan ilişkileri o kadar kopmaya başladı ki artık İnternet’ten arkadaş bulur hale gelindi. Süper Baba zamanındaki yalın, saf ilişkileri ve güvenilir insanları bulmak için epeyce aramak gerekiyor artık ne yazık ki! 

 

Editör:Aradan çok uzun bir zaman geçmiş olsa da tekrar yayınları sayesinde dizinin bazı sahneleri halen zihninde tazeliğini koruyor olsa gerek..Genel olarak düşünürsek seni en çok etkileyen sahne veya sahneler hangisi?

Melis Özler: Seçim yapmak çok zor gerçekten, hepsi birbirinden güzel sahnelerdi. Dizinin koyu bir hayranı olarak defalarca izledim diziyi, hepsi dün gibi aklımda ama birini ya da birkaçını söylersem diğerlerine haksızlık ederim diye korkuyorum o yüzden bu soruya kesin bir cevap veremem.

 

Editör:Televizyon izliyor musun? Süper Baba’dan sonra beğeniyle takip ettiğin diziler oldu mu?

Melis Özler: Zamanım oldukça izliyorum. Çağan Irmak imzalı "Asmalı Konak" ve "Çemberimde Gül Oya" çok beğendiğim iki diziydi. Avrupa Yakası'nın da hakkını yememek lazım.

Editör:Diziyle ilgili unutamadığın anıların var mı?

Melis Özler:Sette çok komik olaylar yaşanıyordu tabi. Benim ezberimi unutmam, sufleleri yanlış duymam veya gülme krizlerimiz gibi. Ama set dışında da unutamadığım birkaç anım vardır. Liseler arası basketbol turnuvasında Robert Lisesine maç yapmak için gitmiştik. Mac esnasında bana müdafa yapan bir kız top bendeyken üzerime atılıp "artist bozuntusu sen de" demişti! Çok şaşırmış ve o an sinirlenmiştim. O hırsla hemen turnikeye girip sayı yapmıştım ben de (Gülüyor) Sonra soyunma odasında arkadaşlarla çok gülmüstük, zaten gülünecek halleri de vardı 60’ a 5 gibi bir skorla yenmiştik.Unutamadığım bir diğer anımda Bebek Mc Donalds'ta geçmişti. Arkadaşımla yemek yiyorduk. Birden içeri Beşiktaslı Metin (Metin Tekin) çocuğu ile girdi. Kendisi o zaman dizide Deniz rolündeki Şevval Sam`ın eşiydi. Aslında Süper Baba’ nın bir kutlama gecesinde tanışmıştık ama ben çekindiğim için yanına gidip merhaba diyemedim.  Sonra birden Metin Bey yanıma gelip "seni bir yerden tanıyorum, sen Süper Baba’ da ki Ece değil misin? Ben seni dizide çok beğeniyorum" deyince neye uğradığımı şaşırmıştım. Eşi oynadığı için her bölümü oturup izliyorlarmış. Bu da benim için komik ve unutamadığım bir anıydı.

Editör:İçine sinen bir televizyon yapımı için yeniden ekranlarda olur musun?

Melis Özler: Eğer gerçekten içime sinen bir yapım olursa, koşullarda izin verirse tabi ki isterim.

Editör:En son hangi sinema filmini izledin?

Melis Özler:James Bond serisinin son filmi "Casino Royale".

Editör:Dizinin sonu hakkında neler düşünüyorsun?Sence nasıl son bulmalıydı?
Melis Özler:Bence dizi çok erken bitti! Şevket Altuğ ile bunu konuştuğumuzda tadında, zirvedeyken bırakmak en güzeli bize de bu yakışır demişti. Çok güzel bir bakış açısı tabi tadında kesmek ama daha alınacak tatlar vardı dizide bana kalırsa. Yani mesela  "Bizimkiler" gibi bir bıkmışlık oluşmamıştı izleyici kitlesinde. Ama belki de hala bu kadar sevilmesi ve adeta efsaneleşmesinin nedeni tam zirvedeyken bitirilmesiydi. Bilemiyorum ama kişisel fikrim biraz daha sürseydi keşke. Dizinin sonu güzel ve şaşırtıcıydı. Son anda Elif ile kavuşması herkesi mutlu etti. Bütün oyuncuları son bölümde aynı kareye toplaması da ayrı bir güzeldi. Ama Fiko Deniz ile olsaydı ben daha mutlu olabilirdim.(Gülüyor)

Editör:Müzik dinlemekten hoşlanır mısın? Beğenerek dinlediğin sanatçılar hangileri?
Melis Özler:Kulağıma hitap eden kaliteli her türlü müziği dinlemekten zevk alırım. Dinlediğim tek bir tarz hiçbir zaman olmamıştır. Rocktan arabeske, poptan Türk sanat müziğine. hiphoptan R&B’ye, metala, reaggea’ya kadar her tür müzik türü bana hitap ediyor. Bir keresinde arkadaşım sen her şarkıyı seviyorsun demişti.(Gülüyor) Galiba müzik konusunda pek karakterli bir secimim yok.Su anda beğenerek dinlediğim sanatçılar Duman, Grup 84, Yalın, Kenan Doğulu, Levent Yüksel, Sertap Erener, Sean Paul. Sonuncusu hiç uymadı mesela.(Gülüyor)

Editör:Süper Baba Film Müzikleri albümü.Türkiye’de yapılan ilk film müzikleri albümü unvanına sahip.Dizinin müzikleri hakkında ne düşünüyorsun?
Melis Özler:Dizinin içeriğinin yanı sıra müziklerinin dizinin başarısında çok büyük bir payı olduğunu düsünüyorum. Aradan 13 sene geçti ama hala akıllarda ve hep akıllarda kalacak bundan eminim. Super Baba’yı izlemeyenler bile onun şarkısını ezbere biliyorlar ." Bana bir masal anlat baba..." Çok komik gelecek ama ben hala Süper Baba’ nın müziklerini dinlerken ağlıyorum. Bence ilk olmasınıin yani sıra en güzel dizi muzikleri onlar!

Editör:İnternetle aran nasıl? Hangi amaçlar doğrultusunda kullanma gereği duyarsın?
Melis Özler:Ne çok bağımlıyım ne de çok ilgisiz. Her türlü ihtiyacım için kullanabiliyorum interneti. Genelde bilgi edinmek amaçlı kullanıyorum, mailleşmek için de kullanıyorum tabi ama itiraf etmek gerekirse msn adresi daha bir ay önce arkadaşımın vasıtasıyla almış bulunuyorum.(Gülüyor)

Editör:Sitemiz hakkındaki öneri ve düşüncelerini öğrenebilir miyiz?
Melis Özler:Site eski haliyle de çok güzeldi yeni haliyle de çok güzel. Bu siteye ara sıra bakmak beni çok mutlu ediyor. İçinde diziyle ilgili her şey var. Çok emek verilmiş, herkesin ellerine sağlık.

Editör:Son olarak sana teşekkür ediyor ve Süper Baba’nın kadirşinas izleyicilerine olan mesajını almak istiyoruz.
Melis Özler:Bana röportaj teklif ettiğiniz için öncelikle size çok teşekkür ediyorum. Sorularınıza epey uzun cevap verdim umarım başınızı ağrıtmamışımdır. İnanın  tüm samimiyetimle cevapladım, öyle ki bazı anlattıklarımı en yakınlarım bile yeni öğrenecekler. Sitedeki ziyaretçi defterinden  gördüğüm ve çevremden bildiğim kadarıyla bizim kuşaktan-20li yaşlar-kemikleşmiş bir hayran kitlesi var Süper Baba’ nın. Biz Süper Baba ile büyüdük, hepimiz kendimizden bir şeyler bulduk, çocukluk anılarımız içine bu dizi yerleşiverdi.Biz yaşadıkça, Süper Baba efsanesi de yaşamaya devam edecek.

RÖPORTAJ  YORUMLARI

Ufkay Reis-Gerçekten Melis oyuncu arkadaşıma katılıyorum buna inanın bu dizinin yerini hiçbir film tutamaz bazen müziğini dinlerken ağladığım oluyor bu  filmle büyüdüm hayatı güzelliği bu filmde  öğrendim keşke tekrar ogünlere dönebilip keşke izleyebilseydim.