Sıcacık bir gülümseme.Yüzünde sürekli bi yaramazlık yapmış çocuk ifadesi.İçinden her an başka bir sürpriz çıkacak bir renkli kutu.Saçlarından akan neşe.Gene de ince bir hüzün gözlerinde.Sadece "yakın"laştıkça görebildiğin ince bir hüzün.Ona "yakın" olabilmenin heyecanı.Her şeye rağmen hayata karşı ayakta duran bir deli kız;Ama belli ki yersiz yurtsuz,hiçbir şeye ait olmayan.Sahip olmayan;ama arayan,sonuna dek arayan.Bir kız…Adı "Deniz" olan deniz ferahlığında, deniz coşkusunda, deniz alacasında bir kız.Birden.Sizi geri çağırır.Ne oluyor anlamazsınız;Ama gittiğiniz uzaklardan.O çok yalnız olduğunuz yerlerden dönersiniz."Fiko" nun dönüşü gibi.Çok sevmeler ne zaman başlar, hatta biter mi bilinmez.Sadece yaşanır.Ve yaşanmışlıklar kalır.Her insan bir diğeri için farklı anlamlar taşır.Ama Deniz.Ne "abla" ne de "hanım" yanına hiçbir ek kabul etmeyen Deniz.O zamanların mucizesiydi.Bahar ferahlığı.Yağmur coşkusu.Toprak kokusu idi.Ansızın gelişi.Ansızın gidişi.Onun gerçek olamayacak kadar güzel bir rüya olduğuna inandırmıştı bizi.Bizler küçüktük.Ama büyüyünce içinde "Deniz" gibi mucize barındıran aşklar arayacaktık.Başka yolu yoktu,yaşamanın.Buluncaya kadar,aramak."Nerdesin Deniz" diye dolanmak.Hikaye buydu. Süper Baba dokunduğu her şeyi, değiştiren,yenileyen bir hikayeydi.Değişmek, yenilenmek içinse hikayeyi içten hissetmek yeterliydi.Tıpkı bizim gibi.Tıpkı Şevval gibi.

Editör: Deniz öyle bir karakterdi ki,dizide en umutsuz en zor zamanımızda gelip,hem bizler hem de Fiko için bir mucize olmuştu.Bizler için gökten inen bir mucizeydiniz,peki siz bu role ve Süper Baba'ya nasıl başladınız? Bunun hikayesini bizlerle paylaşır mısınız?

Şevval Sam: Aslında her zaman olduğu gibi,yine TV seyretmiyordum.Bir gün beni –sonradan da hayattaki en yakın arkadaşlarımdan biri olacak  olan Kezban Altuğ-bir hanım aradı ve bu proje için görüşmek istediğini söyledi.Diziyi seyretmiyordum ama haberim vardı.Eski eşim Metin’le oynadığımız bir reklam filminde beni gören  Yavuz Turgul,o sırada diziye aranan yeni karakter için beni de düşünmüş.20-30 kadar oyuncuya  Kare Ajans’ta deneme filmi çekildi,beni seçtiklerini söylediler.Ben durumun farkında değildim.Bir anda bir patlama oldu,kim bu kız,nerden buldunuz diye.Röportaj teklifleri yağmaya başladı.Ben korktum,çünkü böyle bir şey beklemiyordum.Kapak yapmak istediklerinde kabul etmiyordum.Ben işin biraz da eğlencesindeydim açıkçası.Yapmaktan son derece keyif aldığımı ve başta da Şevket Abi olmak üzere şahane insanlarla birlikte olduğumu düşünüyordum.

 

Editör: Süper Baba bizler için,bir diziden çok her şeyin daha güzel olduğu
zamanlara ait içinde olduğumuz çok sıcak bir hikaye,peki sizin için neler ifade ediyor Süper Baba?

Şevval Sam:Benim için de aynı tabii.Her şey o zamanlar daha güzeldi ve belki de Süper Baba bir çok şeyin de özetiydi. Şimdi ne öyle aşklar ve hikayeler kaldı,ne öyle insan ilişkileri ne de öyle büyük başarılar.Ve o kadar, "hikaye kalmadı" ki, insanlar neyi nasıl anlatacaklarını şaşırdılar.Yapımcılar izleyiciyi kirletti,izleyici kirlendikçe kirli işler talep eder oldu;ve bu kısır döngü yüzünden biz ve bizim gibiler geçmişteki güzelliklere daha fazla tutunur olduk.

 

Editör:İçten gülüşüyle ve güzelliğiyle Fikret gibi hepimizi çarpmıştı aslında Deniz. Dizide İpek'in gidişiyle fırtına gibi esen havaya baharı getirip yüreğimize su serpmişti adeta. Deniz karakterinin izleyiciyi bu kadar derinden etkilemesini siz neye bağlıyorsunuz?

Şevval Sam: Fikret’le bütünleşen izleyici, önceki süreçte ,onunla birlikte, terk edilmenin acısını hissetti ve benim gelişimle büyük bir umuda kapıldı. Galiba "ilaç niyetine"(Gülüyor)  onlar da bana aşık oldu. Yeni aşk ve heyecan her zaman insanı kendine getirir.Ama tabii ki en çok da senaryo sayesinde.O senaryoyu kim oynasa kim çekse olur diyordu Yavuz Turgul.

 

Editör:İlk oyunculuk kariyeriniz Süper Baba ile başladı. Peki bu dizide oyunculuk anlamında kazandığınız neler oldu?

Şevval Sam: Açıkçası o zamanlar, oyuncu olmak gibi bir niyetim yoktu ve olanların farkında değildim.Zaten uzun süre de kendime "oyuncu" demedim. -Hoş, hala demiyorum ya- Ancak her zaman ortamları izlemeyi,gözlemlemeyi,analiz etmeyi sevmişimdir.Ne zaman ki kendime "evet, demek ki benim artık mesleğim bu,ve ben bu işi yapmayı çok seviyorum dedim; o zamandan sonra bu işe de daha farklı bir yerden bakmaya başladım.Psikolojiye olan ilgimden dolayı oyunculuğa da, bildiklerimi geliştirmek, üzerine düşünmek ve analiz etmek üzerinden baktım.Bu anlamda  oyunculuk, bunları tecrübe etme imkanı da verdi.Oyunculuk adı altında, aslında hayata dair kazandıklarım oldu diyebilirim.

 

Editör: Süper Baba dışında rol aldığınız bütün dizilerde karakterleri kendi sesinizle canlandırdınız.Peki Süper Baba’da Deniz karakteri için farklı bir seslendirme kullanılmasının nedeni neydi?

Şevval Sam: Dediğim gibi, oyunculuk aklımda yoktu ve gerektirdiklerini de çok bilmiyordum. Tabii ki yapamadım dublajımı.Nne ve nasıl olduğunu da bilmiyordum.Diksiyon bozukluğu da vardı ve çok hızlı konuşuyordum.Başkasının sesini çok yadırgadım önce. Süper Baba bittikten sonra kafaya koydum, önce diksiyon kursuna gittim, sonra kendi kendime denemeler yaptım biraz, ardından Feride’de kendi dublajımı kendim yaparak bu durumu ortadan kaldırdım –neyse ki-.Şimdi bazen arkası dönük biri benim sesimi duyduğunda -Türk filmleri gibi- "Bu ses! Bu ses!" diye dönüyor.(Gülüyor)

 

Editör: Dizinin Deniz'i olarak Fiko'ya yaşadıklarınızı anlatırken bir yandan da Deniz'in eski fotoğraflarını gösteriyordunuz. Bu anlattıklarınız, kısmen sizin gerçek hayatınızda yaşadığınız olaylardı. Ve gösterdiğiniz fotoğraflar kendi çocukluk dönemi fotoğraflarınızdı. Deniz ve Şevval Sam arasındaki benzerlikler belli ki bu kadarla sınırlı kalmıyordu. Siz Deniz'le kendinizi ne kadar özdeşleştiriyorsunuz? Deniz'de, kendinizi oynadığınızı söyleyebilir miyiz?

Şevval Sam: Tabii projenin yaratıcıları son derece profesyonel insanlardı. Zannedersem, ilk oyunculuk deneyimimde benden zorlanacağım bir karakter canlandırmamı–bilhassa- beklemediler ve bana en kolayını verdiler: Kendimi.O dönem için doğrusu da buydu. Bire bir aynı olmasa da Deniz, benden çok fazla iz taşıyordu.

 

Editör: İzleyicilerin tam da Deniz'e alıştığı dönemlerde beklenmedik bir anda diziden ayrılmak zorunda kaldınız.Bizler için olay daha da gizemli hale gelmişti gerçi,beklenmedik bir anda gelip,beklenmedik bi anda gitmeniz,tamam Deniz bir mucizeydi, düşüncemizi doğrulamıştı. Peki sizin için Süper Baba'ya veda etmek zor olmuş muydu?

Şevval Sam: Aslında hayırlı bir iş için veda etmek zorunda kalmıştım. Süper baba’yı bıraktığımda 4 aylık hamileydim. Şevket Abi önce bilmiyordu,-belki de üzülüyordu bilmiyorum, ama benim babam yerindedir aynı zamanda-, hamile olduğumu  ona  ilk söylediğimde ağlamaya başladı. Tabi ben de.

 

Editör: Bizler dizi yayınlandığı sıralarda “büyüyecek” “adam” olacak çocuklardık.O dizi bizlere geleceğimize dair anlatılan bir masaldı sanki.Deniz öyle bir karakterdi ki çoğumuza ben de ileride böyle birini bulmalıyım,ya da böyle biri beni bulmalı dedirten bir karakterdi.Peki ya sizin için durum nedir?

Şevval Sam: Benim için o büyülü ortamın etkisi uzun yıllar devam etti tabii ki.Asla unutamadığım, bir Süper Baba bir de Gülbeyaz vardır ki,ikisi de tam anlamıyla, bir oyuncunun olmak isteyebileceği dört çarpı dörtlük –iş demiyorum- hayal dünyasıdır. Gerçekle kurguyu bazen karıştırırsınız. Oradaki aşklar bazen gerçek olur, dostluklar paylaşılır; o dönemleri unutulmaz kılan da budur.

 

Editör: Diziyle ilgili yaşadığınız ve unutamadığınız bir anınızı bizlerle paylaşır mısınız?
Şevval Sam: Bir gün bir sahnede,-müzik altı- Alim’i arıyoruz, Fiko’nun minibüsü ile. Ben de normalde Şevket Abi’ye, "Şevket Abi" diyorum. Ağzım o kadar alışmış ki, minibüste "Fikret ! Bak! Şuradan geçen çocuk Alim’e benziyor" diyeceğim. Fikret Abi ! Fikret Abi ! diye farkında olmadan bağırmaya başladım. Şevket Abi’nin sinirleri bozuldu, gülmeye başladı. "kızım! abi değil Fikret. Abi olan Şevket" dedi. Gözümüzden yaş geldi o anda gülmekten.

Editör:Çok “Sek” bir albüm çıkarttınız.İnsanı alıp götüren ve geri getirmeyen sertlikte ve bi o kadar da ferahlıkta bir albüm.Bundan sonrasında bu “Sek” Kadehlerin devamı gelecek mi?

Şevval Sam: Benim komik bir durumum var aslında. Durdum durdum birden açıldım. Sek’ten sonra İstanbul’s Secrets adlı dünya müziği albümü çıktı biliyorsunuz.Aslında bu albüm, yurt dışı için tasarlanmış bir albüm; ancak burada da yayınlandı.Henüz onunla ilgili çalışmalar devam ediyor. Ardından benden bir Karadeniz klasik türküleri albümü bekliyorlar-Sek tavrında yine- ama benim en büyük aşkım Klasik Türk Müziği olduğu için ben repertuar çalışmalarıma başladım bile.(Gülüyor)Yani her an her şey olabilir. Bir sürü insan "Sek"le bile daha yeni tanıştı. Dinleyiciye de çok yüklenmemek gerek;  bu sefer de bıkmasınlar benden.(Gülüyor)

 

Editör: “Sek” annenize ithaf ettiğiniz bir albüm,anneniz Leman Sam hepimiz için çok özel biri.Onun yorumunda şarkılar dinlemek,o şarkılarla büyümek sizi nasıl etkiledi?

Şevval Sam: Bu şarkılarla büyümekle kalmadım, onunla sabahlara kadar paylaşma şansına da eriştim. Albümde kimseye teşekkür yazmadım, belki birini unuturum diye. Ancak, "Sek", aynı zamanda bir duruş, bir tavır. Bu duruşun, bu binanın temelini de annem attı. Seçtiğim insanlar, kriterlerim, hayatı algılayışım ve yaptıklarımda onun çok payı var.Dolayısıyla ona teşekkür ederken, hayatımdaki her şeye de teşekkür etmiş oldum.

 

Editör: Sitemizde yapılan bir anket sonucuna göre izleyicilerin büyük bir çoğunluğu Fiko’nun Deniz ile muradına ermesini istiyordu.Sizce Deniz’in diziden ayrılması söz konusu olmasaydı Deniz ile Fiko aşkının akıbeti ne olurdu?

Şevval Sam: Romeo ve julliet için, "evlenirlerse" diye nasıl hayal edildiyse öyle de olabilirdi, çok komik hikayeler de gelişebilirdi, ya da Binbir Gece Masalları gibi  gökten 3 elma düşebilirdi.

 

Editör: Belki sizin için zor bir soru olacak ama…Dizinin baş kahramanlarından Fiko sizce kiminle muradına ermeliydi?

Şevval Sam: Bilmiyorum yahu, ben Bennu’yu da çok seviyordum, Jülide’yi de. Objektif olamıyorum.(Gülüyor)

 

Editör: Son olarak size çok teşekkürlerimizi sunuyor Süper Baba’nın sona ermesinin üzerinden 10 yıl gibi çok uzun bir zaman geçmesine rağmen halen O’nun anısını yaşatmak amacıyla 6 senedir faaliyette olan sitemizin ziyaretçilerine diziyle ilgili olan mesajınızı almak istiyoruz.

Şevval Sam: Sadece Türkiye’de değil aslında, dünyada da bütün hikayeler neredeyse tükendi.Artık fark yaratmadığınız müddetçe, iyi bir şeyler yapmak çok zor.Ama siz iyi olanı tüketmeyi tercih ettiğiniz müddetçe kötü malzemeyi size sunmaya çalışmaktan vazgeçeceklerdir..Çok teşekkür ediyorum. bu güzel birlikteliğin bir parçası olduğum için çok gurur duyduğumu ve çok memnun olduğumu da belirtmek istiyorum.Çok sevgiler.

RÖPORTAJ  YORUMLARI

Pınar Ünlü-Şevval Sam ile yapmış olduğunuz bu röportaj beni çok mutlu etti gerçekten.Şevval ablamın tüm röportajları gibi çok keyifli,dolu dolu bir röportaj olmuş,okumaktan büyük bir keyif aldım.O'nun her zamanki samimiyeti,doğallığı,sıcaklığı bu röportajına da yansımış.İnşallah bu röportajların devamı gelir,Şevval Hanımla tekrar bir röportaj yaparsınız...teşekkürler,saygılarımla..