![]() |
Biz severdik o mahalleyi, köşe başındaki Sermet’i, hep aynı noktada toplanan esnaf ahalisini, elinde çay tepsisiyle dolaşan Cemil’i, oradaki o huzurlu kargaşayı severdik. Çünkü çok bizdendi. O yıllarda mahalleler böyleydi, insanlar öyleydi. Çocuktuk, ama huzurun ne olduğunu hissedecek kadar büyümüştük. Üzerinden geçen onca zamana rağmen hala o günleri özlememizin sebebi, o çocuk halimizle yaptığımız huzur tanımı olmalı. Yaşadığın yerde, seni seven, bilen insanlarla birlikte bir hikaye kurman, kurabilmendi huzur. O günlerden bu yana hep bu huzurun tanımını aradık, durduk. Bu güzelim diziyi her açıp tekrar izleyişimizde çocukluğumuzdaki huzuru, o bize çocukluğumuz kadar aşina gelen karakterlerle yeniden yaşamak istedik. Özledik o günleri. Etrafımıza yabancılaştıkça, etrafımız bize yabancılaştıkça, büyüdükçe daha çok özledik. Öyle bir mahalle bulamadık, Fiko’yu, Sermet’i, Tekelci’yi, Nihat’ı, Cevdet’i, Musti’yi bulamadıkça daha çok kaybolduk ve her kayboluşumuzda sığındık gene aynı Boğaziçi köyüne, aynı eski masala, Çengelköy’e...Haydi gelin gene sığınalım o masala, o masalı yaşayan biriyle, Fırıncı Musti'yle… Hiç beklenmedik çıkışlarıyla önce Fiko'yu sonra da televizyon karşısındaki bizleri zaman zaman çıldırtsa da esnaf kadrosunun olmazsa olmazıydı Musti.Sevimliydi,komikti,biraz da uyanıklık vardı.Varsın sokağın başındaki fırıncı sizi tanımasın, siz de onu tanımayın, üzülmeyin, sizin Musti'niz var… O sizi çocukluğunuzdan beri tanıyor, siz de onu.. .Ha unutmadan o sahnede 72 yumurtayı gerçekten yemiş miydin? Şimdi onun hikayesi...Musti'nin...Sual Ülhan'ın..: |
|
Editör: Öncelikle sizi sizin ağzınızdan tanımak isteriz.Kimdir Suat Ülhan? |
|
|
Suat Ülhan: Bir asker ailesinin çocuğu olarak 16 nisan 1949’da İstanbul’da doğdum.İlköğretimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra ortaöğretim ve liseyi Vefa Lise’sinde okudum.Lisedeyken tiyatro koluna girdim.Lise öğrenimimi tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’ni kazandım.Üniversitede de tiyatro sevgimi geliştirdim.Üniversitedeyken Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Işık Toprak ve Rana Cabbar iki oyun koydular oynadık.Bir süre sonra tiyatrodan uzak kalarak başka şeylerle meşgul olmaya başladım.Fakülteyi bitirip askerliğimi yaptıktan sonra tesadüfen Ankara Sanat Tiyatrosu’nun kurslarının başladığını gösteren bir ilan gördüm.Kursa müraacat ettim.Rana Cabbar da jürideydi beni görür görmez tanıdı ve kursa başlamama vesile oldu.Kursla birlikte oyunculuğa da başlamış oldum.Bizim dönemimizden Ercan Demirel,Talat Bulut,Ali Erkazan,Metin Balay ve daha sonra da Altan Erkekli katıldı aramıza.O dönem bu isimlerle bir kadro yetişti Ankara Sanat Tiyatro’sunda.Ve biz kadro boşluğuyla birlikte kursiyerken tiyatro oyunlarında oynamaya başladık.İlk olarak Bilgesu Erenus'un yazdığı Nereye Payidar oyunuyla başladım, Oyunlar oyunları takip etti kendimizi geliştirdik.1980 senesinde Ankara’dan İstanbul’a İstanbul İşletme Fakültesi’nde reklam pazarlaması üzerine master yapmak için geldim.Ankara'dan ayrılınca Ankara Sanat Tiyatro'sunu da bırakmak zorunda kaldım.Master yaparken de ufak tefek profesyonel tiyatrolarda,Tiyatro Fora’da,Kartal Sanat İşliği’nde, oynadım.Ama kendimi tanıtmak istersem benim en önemli yanım eğitimci yanımdır.Pendik’te başladık Esenyurt,Sarıgazi,Kartal,Maltepe buralarda hep amatör tiyatrocular yetiştirdim.Yetiştirdiklerimin içinde de profesyonel hayata atılan birçok öğrencim oldu. |
|
|
|
|
| Editör: Sanat hayatınızın başlama noktası nedir? | |
| Suat Ülhan: Sanat hayatımın başlama noktası Vefa Lisesi’dir.1963 yılında Yarış adlı oyununda bir resepsiyonisti oynadım ilk.Ertesi sene Harput’ta Bir Amerikalı diye bir oyun oynandı Vefa Lisesi’nde onda iyi bir rol oynamıştım.Ama en unutamadığın rol diye sorarsanız tiyatro oyunculuğum içinde, amatörken oynadığım iki tane oyun önemlidir benim hayatımda.Bir tanesi eşimin yönettiği Antonio Skármeta'nın Ateşli Sabır adlı oyunundaki Pablo Neruda ve diğeri de Kartal Sanat İşliği’nde oynanan Ekmek İşçiliği oyunundaki patron rolü. | |
|
|
|
| Editör: Uzun zamandır sizi televizyon ekranlarında göremiyoruz? | |
| Suat Ülhan: Bu aralık ayında iki sene olacak kamera önüne geçmeyeli. En son Samanyolu’nun bir dizisinde küçücük bir berber rolünü oynamıştım.Onun öncesinde de Üvey Baba dizisinde oynadım.Yeni roller gelirse açığım. | |
|
|
|
|
Editör: Bir televizyon yapımında rol almaya karar vermeden önce nelere dikkat ediyorsunuz? Size teklif edilen rollerin kriterleri var mı? |
|
|
Suat Ülhan: Var tabi. Birkaç şeye dikkat ediyorum.Birincisi hayvanlara yönelik hiçbir şiddet sahnesinde,-Tavuk kesme,hindi kesme,atı vurma vs.-Bir diğeri ise çok koyu bir Atatürkçü olduğum için Atatürk karşıtı yapımların hiçbirinde oynamam. |
|
|
|
|
|
Editör: Bir süredir senaryo üzerinde çalıştığınızı biliyoruz.Bunun hakkında söylemek istedikleriniz var mı? |
|
|
Suat Ülhan: Yazdığım senaryo şu anda hazırlık aşamasında.Bundan yaklaşık elli sene öncesinde Pendik’te yaşayan ama evini barkını terk etmiş,hayattaki en büyük tutkusu kanaryası,rakısı ve sandalı olan bir adamın hikayesi.Başka iki projem var onu söylemek isterim.Bir tanesi Türkan Saylan’ın hayatıyla ilgili bir tiyatro oyunu var.Onu yazmayı düşünüyorum.Bir de bir başka tiyatro oyununu doksan dakikalık film olarak düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
Editör: Süper Baba’da mahallenin en çok ön planda olan esnafı Fırıncı Musti’yi canlandırdınız.Bu rol size nasıl uygun görüldü? Dizinin kadrosuna dahil olma aşamasındaki hikâyenizi dinleyebilir miyiz? |
|
|
Suat Ülhan: Çok entersan benim bu diziye başlamam. Süper Baba’da daha önce gerçek fırıncısı oynuyormuş bu rolü.İlk sene çekim yapılırken Şevket Altuğ bu fırıncıyı kullanmış dizide;fakat adam problem yaratmaya başlamış.Şevket Altuğ da işlerin aksamasından rahatsız olarak başka birinin bulunmasını istemiş. Tunca Abi’nin de (Tunca Yönder) aklına ben gelmişim.O zamanlar Maltepe Belediyesi’nin Basın-Yayın müdürüydüm.Bir gün basın-yayının eşimde bile numarası olmayan gizli telefonu çaldı.Nerden bulduysa bulmuş Tunca Yönder o telefonu aradı."Suat'cığım acele gel bir rol var senin oynamanı istiyorum" dedi.Abi ben meşgulüm bırakmazlar dedim."Yahu atla gel sen" dedi. Muavine bıraktım gittim.Gidiş o gidiş.Dört sene oynadım.Oynadığım tip beğenildi; beğenilince de son bölümüne kadar devam ettim. |
|
|
|
|
|
Editör: Musti bir bölümde Zabıt’a Kudret’e casusluk yaparak esnaf arkadaşlarına ihanet ediyor ve sonrasında da ihanetinin bedelini ödüyordu.Bu sahne muhakkak o yıllarda seyirciler tarafından Musti’ye bir antipati oluşturmuştur.Bu olayla ilgili o yıllarda dışarıdaki insanlardan herhangi bir tepki almış mıydınız? |
|
|
Suat Ülhan: Bu olayla ilgili çok spesifik bir tepki almadım aslında.Bütünü içerisinde değerlendirildi bu olay.Sadece mahalleden birkaç tane arkadaşımın takıldığı olmuştu.Ama bunun yanında yakınlarım dışında izleyicilerden hiç tepki almadım. |
|
|
|
|
|
Editör: Çengelköy’de diziden sonra büyük değişiklikler oldu.Siz o zamanlara şahitlik etmiş birisi olarak şimdiki Çengelköy’le 90’lı yılların Çengelköy’ü arasında nasıl farklar görüyorsunuz? |
|
|
Suat Ülhan: Biz Çengelköy’de çalıştığımız sırada ilk iki sene çevre çok mutluydu ama iki sene sonra ağır gelmeye başladık insanlara.Yoldan geçerken sataşanlar oldu.Ve ben bunu hiçbir zaman hoş karşılayamadım.Çünkü biz oraya bir hayat getirdik.Ama o günkü Çengelköy’le bugünkü Çengelköy’ü karşılaştırın derseniz ben o günkü Çengelköy’ü tercih ederim.Orada bir Temel Abi’miz vardı orada bir Arçelik Bayii’miz vardı,fırıncımız vardı,eczacımız vardı.Sahildeki Tevfik’in kahvesi vardı.Şimdi gidiyorsunuz siyasi kamplaşmalar olmuş bizden sonra.Bizim zamanımızda asude bir boğaz kasabasıydı Çengelköy.Biz çalıştığımız zamanda daha iyiydi. |
|
|
|
|
|
Editör: Dizi sona ereli 12 sene gibi uzun bir zaman geçti…Siz en çok o günlerden kalan neyi özlüyorsunuz? |
|
|
Suat Ülhan: Ben oradaki arkadaşlığı arıyorum.Ben Süper Baba’yı arıyorum o günlerden.Süper Baba dizisini bir kavram olarak bütünüyle ele alın.Oyuncularını,setçilerini,semtin esnafını,senaristini,yapımcısını,yönetmenini...Hele ki oyuncularını; –Allah rahmet eylesin- bir İsmet Abi’yi aramamak mümkün mü? Bir İhsan Baba’yı,Eray’ı aramamak mümkün mü?...Bir Abdullah Yüce'yi tanımak ne demek? Gündüz Sezgin,Ben,Ali Sarıbaş,Levent Eryüzlü o dörtlü esnafı aramamak mümkün mü? Ben size şunu söyleyeyim eşim bile farkında değildir.Çengelköy'den araba kullanarak geçerken eğer Beykoz tarafından gelip Üsküdar'a doğru gidiyorsam başımı sağa çevirim,Üsküdar'dan gelip Beykoz'a gidersem sola çevirim o meydanı görmemek için.Çünkü gördüm mü ağlıyorum o meydanı. |
|
|
|
|
|
Editör: Musti komik ama bir o kadar da patavatsız çıkışlarıyla esnaf kadrosunun en çok ilgi gören karakteriydi.Musti’nin diğer esnaf arkadaşlarından ayrılan özellikleri size göre nelerdi? |
|
|
Suat Ülhan: Çok nesnel olmaz benim söyleyeceğim şey.Ama biraz oyunculuk farkı vardı.Diğer esnaf arkadaşların hiçbiri oyunculuktan gelme değildi.-Eğer oyunculuk anlamında soruyorsanız-İster istemez gerçek mesleği oyuncu olan insanlar biraz daha öne çıkmaya başlıyor bir grubun içinde.Ondan hareket ederek benim üstüme çok sahne yazıldı;böylece biraz daha ön plana çıktım. |
|
|
|
|
|
Editör: Dizide Rolünüzün büyümesine neler etki etmişti? |
|
| Suat Ülhan: Eşimle Bir gün Capitol'e gittik.Orada Senarist Sulhi Dölek'e rastladık.Ne yapayım? Yanına mı gideyim diye düşünürken eşim Dilek, "Süper Baba'nın senaristi olduğuna göre seni tanır nasıl olsa" dedi.Sulhi Bey'e doğru yönelince hemen tanıdı ve ilgilendi.Orada ayak üstü konuştuk.Oradaki karşılaşmadan sonra rolüm büyüdü ve bölüm hikayeleri yazılmaya başlandı. | |
|
|
|
|
Editör: Biraz düşündüğünüzde dizide canlandırdığınız ve en çok unutamadığınız sahneleri bizimle paylaşır mısınız? |
|
|
Suat Ülhan: Birkaç sahne var.Bir tanesi İpek hastaydı etrafında bir sevgi çemberi oluşturup enerji verdik.O sahneyi unutamam.Bana çok dokunmuş ve içime işlemişti o sahne.Bir diğeri yumurta sahnesini unutamam.Araba reklamı sahnesini unutamam.Zorlukları olan sahneler de vardı.Mesela sandaldan denize düşme sahnesi.Ben düşmüyordum ama orada çok zorluklarla karşılaşmıştık. |
|
|
|
|
|
Editör: Sanat hayatınızda Süper Baba’nın yeri nedir? |
|
|
Suat Ülhan: Size şöyle söyleyeyim: Benim oyunculuk hayatımdaki mutluluğumu 100 puan üzerinden değerlendirecek olursanız bu 100 puanın abartısız 90 puanı Süper Baba’dadır. |
|
|
|
|
|
Editör: Çekimler haftada kaç gününüzü alıyordu? Çekimlerdeki atmosferi bizlerle paylaşır mısınız? |
|
|
Suat Ülhan: Bizim çok belli olmuyordu ama genelde üç-dört gün sürüyordu.Bir gün montajı sürüyordu.Bir gün de dublajı sürüyordu.Altı günde falan bitiyordu dizi.Yedinci gün kanala veriliyordu.Mesela yayına üç saat kala yetiştirdiğimiz de oldu bizim bantı.Önce bir fragmanlar döndü.Ama dizi Balmumcu’ daki Esra Stüdyo’dan çıkıp Atv’ye varana kadar üç saat vardı arada yayına.Büyük bir handikap. |
|
|
|
|
|
Editör: Şu anki diziler hakkında neler düşünüyorsunuz ?Süper Baba’yla günümüz dizilerini karşılaştıracak olursak arada nasıl farklar görebiliyorsunuz? |
|
|
Suat Ülhan: Mümkün değil.Karpuzla limonu tartmak gibi alakasız bir şey şimdiki dizilerle Süper Baba'yı karşılaştırmak.Bu günün dizilerini beğenmiyor muyum? Var içinde beğendiklerim.Ama Mardin’deki ağanın hayatı beni daha fazla ilgilendirmiyor.Bir şey var televizyonculukta.Bir konuda birisi başarılı olduğu zaman onun daha iyisini, daha orijinalini yapalım değil de, onun benzerini yapalım.Severek izlediğim diziler de var:Yaprak Dökümü,Aşkı Memnu ve Bu Kalp Seni Unutur mu? Çünkü bana çok gerçekçi geliyorlar. |
|
|
|
|
| Editör: Diziye dair unutamadığınız ve aklınıza ilk gelen bir anıyı dinleyebilir miyiz? | |
| Suat Ülhan: Bir bölümde bize rol yazılmamış.Sete geldik senaryoyu okuduk rol yok.Orhan Oğuz: "Madem bu çocuklar bu diziye bu kadar emek verdi.Ben bunları oynatırım bu bölümde.Oturun dükkanın önüne tavla oynayın" dedi bize.Nalbur dükkânın önüne oturduk iki kişi tavla oynadı iki kişi de seyretti.O anı hiç unutamam.Orhan Oğuz’un bize yaptığı kadirşinaslıktı.Bir başka anım da:Yine bir gün çekim yapıyoruz iki tane Rizeli geldi.Yukarıdaki fırının sahipleriymiş.Benim dizide canlandırdığım fırının gerçek sahibi de ekmeği bugünkü değerinden yirmi beş kuruş daha ucuza satıyor yani seksen beş kuruşa değil de altmış kuruşa.Cama da yazmış Altmış kuruşa ekmek diye.Neyse diğer fırının sahipleri beni ciddi ciddi tehdit ettiler.Sıkarız dizine iki tane görürsün altmış kuruşa ekmek satmayı diyerekten.Kim vurduya gideceğiz dur hemşerim ben değilim fırının sahibi ben oyuncuyum diyorum,ben anlamam oyuncu moyuncu ben vururum o yerini bulur diyorlar.(Gülüyor) | |
|
|
|
| Editör: Dizi ekibinden en çok anlaştığınız isimler kimlerdi? | |
| Suat Ülhan: Dizi ekibinden en çok anlaştığım en dost olduğum insanlar bir tanesi Ali Sarıbaş’tır.İsmet Abi’yle anlaşırdık.Kartal Kaan’la çok iyi arkadaş oldum.Muhasebeci Yaşar Bey’le çok iyi arkadaş oldum.Yusuf Basmacı ile iyi arkadaş oldum tek tek saymaya da lüzum yok aslında kötü arkadaşlık yoktu zaten orada.Anlaşamadığım kimse yoktu herkes birbiriyle iyi anlaşıyordu. | |
|
|
|
| Editör: Şevket Altuğ'un oyuncularla diyaloğu nasıldı? | |
| Suat Ülhan: Dünyanın en iyi niyetli insanlarından bir tanesidir.Personeline çok değer verir.Başka setlerde-isim vermeyeceğim-önceleri bize dört çeşit yemek geliyordu.Parasız kalmaya başlayınca üç çeşit yemek gelmeye başladı.Sonra iki çeşit,sonra bir çeşit en sonunda ekmek arası köfte gelmeye başladı.Şevket Altuğ meydandaki altı tane lokantayla anlaşmıştı.İstersen balık ye,istersen et ye,istersen sulu yemek ye,Saat 12:30'da düdük çalar sahneyi bile yarım keserdi.12:30'da istediğin herhangi bir lokantaya gidiyorsun yemeğini yiyip çıkıyorsun.Bir keresinde de kurban bayramının arefesi muhasebecimiz Yaşar Bey,seslendirmeden sonra elindeki çeki öğleden sonra tahsil edip paraları dağıtmayı düşünüyordu.Bir gidiyor bankaya arefe günü diye kapalı banka,çek elinde kalıyor.Abartmıyorum Şevket Abi hepimize tek tek telefon etti:"Çocuklar bir sıkıntınız varsa bayram üzeri,gerekiyorsa ben getiririm".Yüz kişilik oyuncu kadrosunda bir kişi bile ihtiyacım var demedi.Son derece iyi bir iletişim içerisindeydik. | |
|
|
|
|
Editör: Musti’yle ilgili akıllarda kalan bir araba reklamı sahnesi var.Bu sahneyle ilgili neler yaşamıştınız?Aklınızda kalanları dinleyebilir miyiz? |
|
|
Suat Ülhan: Bu sahneyi çekerken çok enteresan şeyler yaşadık.Öncesinden anlatayım.Denildi ki bana, kardeşim bu araba şu anda Levent Sanayi Sitesi’nde.Oraya gidilecek arabayı sen getireceksin alışman bakımına.Neyse gittik Levent Sanayi Sitesi’ne.Bir oturdum göbeğime girdi direksiyon zaten.Bırak göbeğime girmesini direksiyonun,araba bağırıyor avaz avaz,yerinden kalkmıyor.Zar zor ittire kaktıra kaldırdık.Yokuş aşağı da koy verdik geldik Boğaz Köprüsü gişelerine. Geçiş ücretini ödedim araba yine kalmıyor yerinden arkamda da kuyruk oluştu gişedeki memur diyor yürüsene ne bekliyorsun kuyruk oluştu.Ben gitmiyor kardeşim ne yapayım diyorum.Neyse zar zor kaldırdık semte geldik meydana yanaştırdım arabayı milletin karnına ağrılar girmişti gülmekten.Sahne de çok matraktı.Finalinde beni arabadan çıkartmak için direksiyonu söküyorlardı.Çok gerçekçi oldu. |
|
|
|
|
| Editör: Süper Baba’dan hemen sonra bir başka saygın dizi olan Deli Yürek’te Salih Usta’yı canlandırdınız.Her ne kadar çok farklı konular işlenmiş olsa da Deli Yürek’te de Süper Baba’da olduğu gibi manevi unsuların üzerinde sıkça durulmaktaydı.Size göre Deli Yürek’le Süper Baba’nın ortak özellikleri var mıydı? | |
|
Suat Ülhan: Böyle bir kıyaslama bilmiyorum ne derece doğru olur ama bir ortak noktaları var o da şu:Deli Yürek’te de bir dayanışma arkadaşlık,dostluk ilişkisi vardı Süper Baba’da da.Ama Deli Yürek’in derdi başkaydı.Yani Süper Baba’da o ön plana çıkartılan her zaman için o dayanışma,dostluk,arkadaşlık,yardımlaşma oldu ama öbür tarafta daha siyasi aktüalitesi yüksek şeyler vardı.O dizide de çok iyi insanlar tanıdım.Mesela bir Nüvit Özdoğru’yu tanıdım ben,bir Kenan İmirzalıoğlu…Pırlanta gibi bir çocuktur ve benim gördüğüm dünyanın en saygılı insanıdır...Dediğim gibi Deli Yürek’te çok başka bir konseptin içine girmiştik. |
|
| Editör: Sitemizden ne zamandan beridir haberdarsınız? | |
| Suat Ülhan: Ben bilgisayarla çok aşina bir insan değilim.Ama bir bilgisayarım var,alalı iki sene olacak.Aşağı yukarı aldığım günden beri sitenizi takip ediyorum. | |
|
|
|
| Editör: Son olarak size teşekkür ediyor,sitemizin ziyaretçilerine olan mesajınızı almak istiyoruz? | |
| Suat Ülhan: Ben teşekkür ediyorum.İyi şeyler seyretsinler.Seçici olsunlar seyrederken.O zaman Süper Baba’nın kalite farkı daha iyi ortaya çıkar.Kalitesiz yapımların peşinden koşmaktansa emek verilmiş gerçekten iyi kotarılmış şeyler seyretsin seyirci.Genelde bir kanı var seyircinin önüne ne koyarsan onu yer seyirci.Hayır! böyle bir şey yok. | |
| Olcay Nurlu-Çok güzel,çok doyurucu bir ropörtaj olmuş.Okurken yeniden o günlere gidip duygulandım.. emeği geçenlere ve ropörtajın bu kadar güzel olmasını sağlayan Suat Ülhan ağabeyimize de çok teşekkürler. | |
| Selçuk Yavuz-Suat Abi ile yapılan röportajı çok beğendim.Ayrıca sizlere teşekkür ederim.12 sene geçmesine rağmen bu diziyi bizlere unutturmadınız ve biz de unutmadık.Bu siteye her girişimde o günleri anımsıyorum.Her şey için teşekkürler.Yeni röportajları bekliyorum. | |
| Sinan İnan-Gerçekten kendisi bu dizinin olmazsa olmazlarındandı.Süper Baba ile güzel düşünceleri için çok teşekkür ediyor,en kısa zamanda ekranlarda tekrar görmeyi istiyoruz.Başarılar. | |
Bizi kırmayıp röportaj teklifimizi kabul eden Suat Ülhan'a ve misafirperverliğinden ötürü eşi Dilek Hanım'a teşekkürlerimizi sunarız.